Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Askeri uzmanlar ve stratejistler “Hizbullah’ın” Irak’taki dini mukaddesatları korumak için savaşçı göndermesini uzak bir ihtimal olarak görüyor. Ancak askeri uzmanlara ve stratejistlere göre Hizbullah, Suriye’den çekilen Iraklı milislerin yerini kendi adamlarıyla doldurmak zorunda. Uzmanlar bölgesel-uluslar arası anlaşmalar sayesinde Lübnan’ın, Irak’taki gelişmelerden doğrudan etkilenmeyeceği görüşünde.
Uzmanlar, Irak-Şam İslam Devleti(IŞİD)’nin Irak Ordusu ile çatışan gruplardan bir grup olduğuna dikkat çekti. Uzmanlara göre, İran-ABD arasında gerçekleştirilecek nükleer anlaşma tarihinin yaklaşmasıyla Irak’taki olayların patlak vermesi tesadüf değil. Uzmanlar Irak’taki sorunun “bütün hizipleri temsil eden” bir hükümet tarafından, siyasi yolla çözüleceğine işaret ediyor.
Beyrut'taki Carnegie Merkezi’nde Ortadoğu araştırmacısı olan Yezid Sayiğ Anadolu Ajansı’na verdiği demeçte “Hizbullah Suriye’deki varlığını azalmak için hazırlanıyor görünüyordu. Ancak, bölgedeki Iraklı milislerin çekilmesinin ardından Hizbullah bu meseleyi yeniden gözden geçirmek zorunda kalabilir. Bu Hizbullah’ın eskisinden daha büyük bir kapasiteyle Suriye’de bulunacağı anlamına gelmiyor. Çünkü bu seçenek Suriye’deki rejimin tehlikeye düşmesi dışında Hizbullah’ın tercih ettiği seçenek değildir” dedi.
Ortadoğu araştırmacısı Hizbullah’ın Lübnan’da “aşırı zorluklara” karşılamadığına dikkat çekerek “Ben Hizbullah’ın Irak savaşına çekilmesini gerçekçi görmüyorum. Ben Hizbullah’ın üç cephede (Güney Lübnan, Suriye, Irak) savaşmayı düşüneceğine inanmıyorum” dedi.
Yezid Sayiğ’e göre İsrail’in birçok nedenden dolayı Güney Lübnan’a geniş bir saldırı başlatması imkansız değil. Bu nedenlerden en barizi İran-ABD arasında gerçekleştirilecek nükleer anlaşma tarihinin yaklaşması.
Emekli Tuğgeneral Haşim Cabir de Anadolu Ajansı’na verdiği demeçte, askeri gücünün yeterli olmasına rağmen Hizbullah’ın Irak’taki savaşa katılmasının uzak bir ihtimal olduğunu vurgulayarak “Hizbullah Suriye’de gücünün en fazla %20’sini kullanıyor. Hizbullah için en önemli şey Lübnan’daki bölgelerini İsrail’e karşı korumaktır” dedi.
Cabir, konuşmasının devamında “Hizbullah Irak’taki savaşa girmeyecekse, Suriye’deki rejimin düşmesinin engellemek için belirlediği açık strateji gereği Suriye’den çekilen Iraklı milislerin yerini doldurması gerekir. Bununla beraber Hizbullah, Esed’in düşmesini önlemek için gerekli savunma yatırımını yapacaktır” dedi.
Emekli Tuğgeneral Haşim Cabir, Lübnan’ın Irak meselesinde güven içersinde olacağına işaret ederek “ Çünkü vakit Lübnan’da uyuyan terör hücrelerini uyandırma vakti değildir. Terörün uyandırılma vakti olmamasının birçok etkeni var. Bu etkenlerden bir tanesi Lübnan’daki güveliğin teyakkuz halinde olmasıdır” dedi.
Cabir, Irak’ta meydana gelen son hadiselere değinerek “Irak’ta patlak veren olaylar ani ve şaşırtıcı değildir. Olaylar Suud-İran, İran-Amerika ve hatta Suud-Rusya arasındaki yakınlaşma havasının gölgesinde patlak veriyor. Bu savaş, bölgesel ve uluslar arası tarafların müzakere şartlarını iyileştirmeyi hedefliyor. Irak’ta kim savaşıyor? Sanıldığı gibi Irak’ta sadece IŞİD savaşmıyor. Birçok aşiretten, partiden(En büyüğü Baas Partisi) eleman savaşın içerside. Irak bölünürse, bölge ülkelerinden hiçbiri bunun önüne geçemez. Irak’taki olayların iç savaşa dönüşmesi bütün bölge için büyük bir tehlike niteliğindedir” dedi.
Cabir Irak’taki olayları “ciddi” olarak nitelendirerek “Irak’taki savaş durdurulursa, Irak Hükümeti ülkede meydana gelen büyük boşluktan sonra muhalif güçleri kolaylıkla hezimete uğratamayacaktır. Musul’un kurtarılması mümkün. Ancak şu kesin ki Bağdat’ın düşmesi imkansız. Ancak başka bölgelerin Irak Hükümeti’ne dönmesi çok zor bir mesele ” dedi.
Cabir, İran’ın Irak’a müdahale ihtimaline de değinerek “İran, Irak’ın güneyindeki Şii bölgelere saldırılması durumunda Irak’a müdahale edebilir. İran’ın Özel Kudüs Kuvvetleri şuanda Irak’ın güneyinde” dedi.
Emekli Tuğgeneral konuşmasının sonunda, Amerika’nın da kendi çıkarlarını korumak için Irak’a müdahale edebileceğine işaret ederek “Tarih bize göstermiştir ki müdahale kartopu gibi büyüyerek devam eder. Amerika’nın insansız keşif uçakları olan “drone” ile müdahale ihtimaline dikkat kesilmemiz gerekir. O iki ucu keskin bir silahtır. Binlerce Afganistanlı sivilin katledilmesi için bu uçakların nasıl kullanıldığını gördük” dedi.
İslami Analiz